
Çocuklarımız ve Günümüz Teknolojileri
Bizler, yani çocukluğunu 80'li ve 90'lı yıllarda geçirmiş, şimdiki zamanın yetişkinleri... Teknolojinin hayatı ele geçirmesinden önce yaşamaya başlayıp, günümüzde ise sürekli şikayet eden ve “Nerede o eski yıllar?” diye söylenen nesil.
Bu blogu oluşturmamın temel nedeni, çocuklarım ve onların bana öğrettikleridir. Günümüzde internet ve onun getirdikleri, çocuklarımızı esir almış görünüyor. Sürekli telefon veya bilgisayar başında, bütün güzel zamanlarını heba eden bir gençlik izliyoruz.
Tahminimce sizler de benim gibi bu duruma üzülüyor, fakat çoğu zaman bir çözüm üretemiyorsunuz. Özellikle yakın çevremdeki neredeyse tüm ebeveynler aynı dertlerden muzdarip. Ben de yakın zamana kadar onlar gibi düşünüyordum, fakat bu durumu nasıl aşacağımı bulamıyordum. Ta ki aslında görmezden geldiğimiz gerçeği kabullenene kadar...
En azından bana göre bu gerçek; teknolojinin çocuklarımızı değil, bizleri esir aldığıdır.
Öncelikle bizler çocukken, imkanlarımız dahilinde daha çok dışarıda zaman geçirme şansına sahiptik. Bunun nedeni eskiden sokakların daha güvenli olduğu için değil, ailelerimizin kendimizi koruma güdümüzün yeterli olduğunu düşündüğü içindi. Aynı zamanda yaşanan her şeyden haberdar değildik. Gözümüzü sürekli korkutan haberler ya da şimdiki gibi internette gerçekliğinden bile emin olamadığımız uydurma görüntü ve videolar yoktu. Bu da o dönemde ailelerimizin dışarının tehlikelerini göz ardı etmesi için bence yeterliydi.
Fakat son 30 yılda iletişimdeki gelişmeler ve habere kolay ulaşmamız, bugünün ebeveynlerini, yani bizleri, daha korkak bir hale getirdi. Yanımızda olmadıkları her an “Acaba başına bir şey gelir mi?”, “Bana ihtiyacı olursa ulaşabilir mi?” gibi haklı evhamlarımız giderek arttı ve sonunda bizler de çocuklarımızı teknolojiye mahkum ettik.
Aklımızdaki korkular konusunda ben de sizler gibi yüzde yüz haklı olduğumuzu biliyorum. Fakat bu korkuların çocuklarımızı daha fazla yıprattığını da ne yazık ki görebiliyorum. Zaten çaresiz kaldığımız ve çözüm aradığımız bu denge ortamını sağlamak…
Teknoloji bizleri sadece korkak birer ebeveyne çevirmekle kalmadı. Çocuklarımız için söylediğim “Bütün güzel zamanlarını heba eden gençlik” cümlesi, aslında biz yetişkinler için de ne yazık ki aynı. İnternette haber okuyalım, yorumlara bakalım, burası nasılmış araştıralım, falanca ne yapmış bakalım, hikayeler okuyalım, maç sonucunu öğrenelim, iş arayalım, yeni ev bakalım, tatil yerleri bulalım, banka hesaplarına bakalım, borsayı takip edelim ve bunun gibi yüzlerce bahaneyle sürekli internetteyiz. Saydıklarımın çoğunun günümüz şartlarında bir mecburiyet olduğunu biliyorum. Ama yine de internette gereğinden fazla zaman harcadığımızı düşünüyorum.
Gelelim bunu nasıl çözmemiz gerektiğine... Ben bu konuda bir uzman değilim, fakat yaşları 16, 14 ve 8 olan üç erkek çocuğu yetiştiren bir babayım. Blogun bundan sonrasını, “Günümüzü nasıl daha verimli kullanabilirim ve çocuklarımla neler yapabilirim?” sorusuna cevap arayarak geçireceğim. Bulduğum cevapları ve yaptıklarımı sizlerle paylaşıp, gelen tavsiye ve yorumlara göre sonraki süreci planlayacağım.
Burada yazdıklarım belki benim gibi hissedenlere ve çözüm arayanlara yardımcı olur.

Harika, başarılar 🙂